Bu çalışma, Erzurum İli Tortum İlçesi Şenyurt Köyü’ne ait sandık geleneğini inceleyerek köyün günümüze taşıdığı kültürel belleği görünür kılmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında sandıklarda yer alan ürünler tespit edilmiş, bu ürünlerin çeşitliliği, kullanım bağlamları ve korunmuşluk düzeyi üzerinden köyün geleneksel giyim kültürü ve kuşaklar arası aktarıma ilişkin veriler değerlendirilmiştir. Bulgular, sandık geleneğinin günlük yaşam, estetik anlayış ve toplumsal kimlik gibi birçok boyutu aynı anda taşıyan güçlü bir kültürel miras unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Geleneksel yaşamda her neslin önceki kuşakların uygulamalarına bağlı kalarak giyim kültürünü sürdürmesi, Türk kültürünün tarihsel sürekliliğinin önemli bir göstergesidir. Bu miras yalnızca zengin ve köklü bir kültürel geçmişi yansıtmakla kalmamakta, aynı zamanda araştırma, kayıt altına alma, koruma ve yenilik geliştirme sorumluluklarını da beraberinde getirmektedir. Ancak araştırma bulguları, bu kültürel zenginliğe rağmen bölgeye özgü geleneksel ehram dokumasının yalnızca 1950–1960’lı yıllara ait örneklerle sınırlı kaldığını ve yakın tarihte üretimine rastlanmadığını göstermiştir. Bu durum, ehram dokumasının hem kullanım hem de üretim açısından kültürel sürdürülebilirliğini kaybetme noktasına geldiğine işaret etmektedir. Çalışmanın mikro ölçekte bir köyde gerçekleştirilmiş olması, Erzurum genelinde yapılabilecek daha geniş çaplı araştırmaların muhtemel eğilimlerini anlamaya da olanak sunmaktadır. Bu bağlamda araştırma, hem yerel kültürel mirasın belgelenmesine katkı sağlamakta hem de bölgenin geleneksel giyim ve dokuma kültürünün korunmasına yönelik gelecekte yürütülebilecek çalışmalara temel oluşturmaktadır.
This study aims to examine the chest tradition of Şenyurt Village in the Tortum District of Erzurum and to make visible the cultural memory that the village has preserved to the present day. Within the scope of the research, the items contained in the chests were identified, and data regarding the village’s traditional clothing culture and intergenerational transmission were evaluated based on the diversity, usage contexts, and preservation status of these items. The findings reveal that the chest tradition constitutes a strong element of cultural heritage, simultaneously reflecting multiple dimensions such as daily life, aesthetic sensibilities, and social identity. In traditional life, each generation maintains the clothing culture by adhering to the practices of preceding generations, which represents an important aspect of the historical continuity of Turkish culture. This heritage not only reflects a rich and deep-rooted cultural past but also entails responsibilities for research, documentation, preservation, and innovation. However, despite this cultural richness, the research findings indicate that the region’s traditional ehram weaving is limited to examples from the 1950s and 1960s, with no recent production observed. This situation suggests that the cultural sustainability of ehram weaving, both in terms of use and production, is at risk. The fact that this study was conducted on a micro scale in a single village also allows for insights into potential trends for broader-scale research across Erzurum. In this context, the research contributes to the documentation of local cultural heritage and provides a foundation for future studies aimed at preserving the traditional clothing and weaving culture of the region.