İnsan davranışlarını yönlendirmede ve harekete geçirmede; haz, sevinç, doyum, mutluluk, eğlence gibi olumlu duygular veya mutsuzluk, kaygı, korku, isteksizlik, üzgün olma gibi olumsuz duygular önemli bir belirleyicidir. Davranış ve eylemlerde duyguların etkisinde kalmamak için, Goleman (2006) duygusal zeka ve duyguların yönetimini, Covey (2017) proaktif olabilmeyi, Zimbardo (2017) kötülüğün psikolojisinden kurtulmayı, Bloom taksonomisinde (1984) duygusal hedeflerin kazandırılmasını, Kohlberg (1976) ise ahlaki gelişmenin üçüncü düzeyi olan gelenek ötesi düzeye geçilmesi gerektiğini çalışmalarında uzunca dile getirmekte ve pek çok araştırma ile desteklemektedirler. Tüm bu çalışmaların ortak yönü bireylerin duygularını anlamada, tanımada, kontrol etmede ve yönetmede temel kriterin değerler olması gerektiğidir. Örneğin; bilgelik ve bilgi, cesaret, insanlık, adalet, ılımlılık ve aşkınlık, cesaret, sabır, güven, hoşgörü, sadakat, vatanseverlik, erdem, dostluk, dürüstlük, sevgi, çalışkanlık, nezaket, doğruluk, sorumluluk, yardımseverlik, empati ve öz kontrol gibi temel değerlerin bireylerde olması, bu değerlere sahip olmak duyguları anlama, tanıma, kontrol etme, yönetme ve hatta öngörmede hayatı bir öneme sahiptir. Bu aşamada tartışılması, eğitim ve öğretme-öğrenme süreci boyunca üzerinde durulması gereken husus değerlerin bireylere nasıl ve ne şekilde kazandırılması gerektiğidir.
Anahtar Kelimeler: