Eko-refah devleti yaklaşımı, ekolojik sürdürülebilirlik bağlamında çevresel dönüşümü yalnızca risk azaltımına indirgenen dar bir müdahale alanı olarak değil; toplumsal refahı, eşitliği ve dayanıklılığı güçlendirmeyi amaçlayan bütüncül ve yapısal bir strateji olarak ele almaktadır. Bu yönüyle ekolojik ve toplumsal eşitsizlikler gibi çoklu krizlere yanıt verme potansiyeli taşımaktadır. Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi, dönüşümün yeşil büyüme, karbon azaltımı ve çevre dostu teknolojilerle sınırlı teknik bir çerçeveyi aşmasını gerektirmektedir. Bakım emeğinin büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenildiği dikkate alındığında, ekolojik dönüşüm politikalarının toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini nasıl ele alacağı belirsizliğini korumaktadır. Bakımın ekolojik sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kilit rolünün yeterince dâhil edilememesi ise kadınların bakım yükünün görünmez kalmasına, toplumsal ve ekonomik olarak tanınmamasına ve buna bağlı yapısal eşitsizliklerin yeniden üretilmesine yol açma riski taşımaktadır. Bu nedenle ekolojik dönüşüm süreçlerine ilişkin refah yaklaşımlarının, bakım emeğini ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini anaakımlaştıran ve eko-refah politikalarına bütünlüklü biçimde entegre eden kuramsal ve politik çerçeveler temelinde geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışma, ekolojik sürdürülebilirliğe ulaşmayı hedefleyen ekolojik dönüşüm süreçlerinin, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir refah anlayışıyla nasıl bütünleştirilebileceğini; eko-refah devleti çerçevesinde ekofeminist teori ve mor ekonomi perspektifleri temelinde incelemektedir. Yapılan kuramsal analiz, ekofeminist ve mor ekonomi yaklaşımlarının, ekolojik sürdürülebilirlik ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki ilişkiyi görünür kılan güçlü bir analitik zemin sunduğunu göstermektedir. Ekofeminist teori ve mor ekonomi perspektifleri, eko-refah devleti yaklaşımının toplumsal cinsiyet boyutunu güçlendirerek, bakım emeğini toplumsal refahın ve ekolojik sürdürülebilirliğin merkezî bir bileşeni olarak yeniden konumlandırmaktadır. Bu bütünleşik yaklaşım, eko-refah devletinin ekonomik büyüme odaklı refah yaklaşımlarının ötesinde, toplumsal adalet, eşitlik ve ekolojik sürdürülebilirlik eksenlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini merkezi bir ilke olarak benimseyen dönüştürücü bir politika çerçevesi olarak geliştirilmesine olanak tanımaktadır.
The eco-welfare state approach addresses environmental transformation within the context of ecological sustainability not merely as a narrow field of intervention reduced to risk mitigation, but as a comprehensive and structural strategy aimed at strengthening social welfare, equality, and resilience. In this respect, it holds the potential to respond to multiple crises, including ecological and social inequalities. However, the realization of this potential requires moving beyond a technocratic framing of transformation limited to green growth, carbon reduction, and environmentally friendly technologies. Considering that care labor is performed predominantly by women, how ecological transformation policies address gender inequalities remains uncertain. The insufficient incorporation of care’s pivotal role in terms of ecological sustainability and gender equality risks rendering women’s care burden invisible, undermining its social and economic recognition, and reproducing structural inequalities. Therefore, it becomes crucial to develop welfare approaches to ecological transformation through theoretical and policy frameworks that mainstream care labor and the gender equality perspective and integrate them holistically into eco-welfare policies. This study examines how ecological transformation processes aimed at achieving ecological sustainability can be integrated with a welfare paradigm that prioritizes gender equality, drawing on ecofeminist theory and purple economy perspectives within the eco-welfare state framework. The theoretical analysis demonstrates that ecofeminist and purple economy approaches provide a strong analytical foundation for making visible the relationship between ecological sustainability and gender equality. By strengthening the gender dimension of the eco-welfare state approach, ecofeminist theory and the purple economy perspective reposition care work as a central component of social welfare and ecological sustainability. This integrated approach makes it possible to develop the eco-welfare state as a transformative policy framework that moves beyond economically growth-oriented welfare approaches and adopts gender equality as a central principle across the axes of social justice, equality, and ecological sustainability.