AVRUPA’DA ÇEVRE SANATI VE DOĞA ALGISININ SERMAYECİLİK KAPSAMINDA YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ELEŞTİRİLER

Author:

Number of pages: 41-54
Year-Number: 2018-16

Abstract

İnsanın içinde yaşadığı dış dünyayı anlama çabaları, ilk varlık evrelerinden başlayarak günümüze kadar uzanan bir süreci teşkil eder. Dönemin özelliklerine göre doğa algısı ve doğayla kurulan bağların niteliğine göre bu anlamlandırmalar değişiklik gösterir. İlk insanların doğayla kurdukları yakın ilişkiler neticesinde, sanatsal üretimlerin bu çerçevede şekil aldığı görülür. Doğa ve insan ilişkisi, insan ve diğer canlılar arasındaki ilişkiler ve varlıkların doğaya bağlılıkları/bağımlılıkları, sanatın yönünü tayin eden etken olarak görülür. Modern bilim metodolojilerinin oluşturulmasından sonra, doğanın yeniden ele alınışı ve yorumlanması bu evrede gerçekleşir. Avrupalının sermayeci yaklaşımı, doğanın kontrol altına alınmasını hatta doğal sınırlarının zorlanarak sermayeye dönüştürülmesini gerekli kılan anlayışı, doğanın nesneleştirilmesiyle sonuçlanır. Kavram sanatları bağlamında çevre sanatına yansıyan bu düşünce, doğaya karşı duyarlılığın oluşturulması teziyle varlığını sürdürse de, doğanın bir nesne/materyal olarak kullanımının, sorgulanmaya açık yanları bulunmaktadır. Sanatçı, sanat eleştirmeni ve sermaye arasındaki kurulu ilişki ise eleştirilerin odağına oturur. Diğer anlamıyla karşılıklı maddi alışverişe konu olan sanat hamiliğinin reddedilmesi düşüncesinin gerçekleşip gerçekleşmeme durumları yanında, önceden var olan her şeye başkaldırı algısının doğaseverliğe yönelmesindeki çelişkilerin sorgulanması bu evreden sonra başlar.

Keywords

Abstract

People’s struggles to understand the external world they live in refer to a process from the first ages of existence to the present. Depending on the features of the era, the perception of nature and depending on the bounds with the nature, these interpretations vary. It is evidenced that as a result of the close relationships of the first human beings built with the nature, the artistic productions shape in this framework. The relationship between people and the nature, the relationships between human and other living beings and beings’ relatedness to and dependence on the nature are seen as the factors that dominate the art. Reconsideration and reinterpretation of the nature occurred in the era after the modern science methodologies were established. The capitalist approach of Europe, the approach that requires to control the nature and to turn it into a capital by forcing its limits, results in the objectification of the nature. Although this approach that reflects on the environmental art in terms of conceptual arts maintains its existence on the thesis of creating sensitivity to the nature, use of it as an object has some aspects open to debate. The relationship between the artist, art critic and capital become the focus of criticism. In other words, besides the cases whether the idea of rejection of the art patronage which is an issue of mutual economic commerce (interchange) will realize or not, questioning of the conflicts in associating the rebellion against all the pre-existing things with nature love starts after this era.

Keywords