Brütalist Mimari: İstanbul Atatürk Kültür Merkezi

Author:

Year-Number: 2022-34
Number of pages: 214-223
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

  1. Dünya Savaşı sonrası refah devleti oluşturmak adına benimsenen modernizm savaştan beş yıl sonra tüm dünyada ekonomik değişimin yanı sıra mimarlıkta da, tam anlamıyla uygulanmıştır denilemez. Ancak, içinde bulunulan endüstri çağına ve teknolojik gelişmelere uygun yepyeni bir mimarlık anlayışı benimsenmeye başlanır. Bu anlayışta, tarihi üsluplardan kaynaklanmayan ve bunlardan etkilenmeyen bir mimari akımdır. Savaştan sonra tahrip olan şehirleri yeniden inşa etmek için ortaya “Late Modern” olarak da adlandırılan Brütalizm akımı ortaya çıkmıştır. Brütalizm, yapı malzemesi olarak temelde beton kullanılmıştır. 1950’lerde Avrupa’da ortaya çıkan, sonrasında çelik ve cam gibi malzemelerinde katıldığı kendini geliştiren bir yaklaşım sergilenmiştir. Türkiye'deki mimari ortamda da brütalizm kabul görmüştür. Ancak, Avrupa’da 1950’lerde ortaya çıkmış olup, Türkiye’de 1960 ve sonrasında görülmeye başlanmıştır. Atatürk Kültür Merkezi hem 1950'lerin hem de Brütalist akımın en önemli simgelerinden birisidir. Dönüşümleri ve yapım aşamalarıyla her daim tartışmaların odak noktasında yer alan Atatürk Kültür Merkezi farklı açılardan değerlendirildiğinde, hem brütalist akım çerçevesinde, hem de iki defa yapıldıkları dönem içerisinde, iktidarların isteği doğrultusunda, kent hafızası ve uluslararası üslup olan brütalizmin arasında bir köprü görevi görmektedir.

Keywords

Abstract

Modernism, which was adopted to create a welfare state after World War II, cannot be said to have been fully implemented in architecture as well as economic change all over the world five years after the war. In this understanding, it is an architectural movement that does not originate from and is not affected by historical styles. Brutalism, also known as "Late Modern", emerged to rebuild cities that were destroyed after the war. Brutalism basically used concrete as a building material. A self-developing approach, which emerged in Europe in the 1950s and later joined in materials such as steel and glass, was exhibited. Brutalism was also accepted in the architectural environment in Turkey. However, it emerged in Europe in the 1950s and started to be seen in Turkey in the 1960s and later. Atatürk Cultural Centre is one of the most important symbols of both the 1950s and the Brutalist movement. Atatürk Cultural Centre, which has always been at the focal point of discussions with its transformations and construction stages, serves as a bridge between urban memory and international style brutalism, both within the framework of the brutalist movement and in line with the wishes of the governments, when evaluated from different perspectives.

Keywords